Peki nedir bu Kvass?

Bu zor günlerde ne yesek, kendimize, sağlığımıza ne iyi gelir diye araştırıp duruyoruz. Bizim bağışıklık sistemini güçlendirmek için harika bir önerimiz var: Pancar Kvass. BU şifa dolu ürünü dilerseniz içebilir dilerseniz parçacıklarını salatanıza çorbanıza koyarak tükebilirsiniz. Suyunu da günde 1 fincan içerek başlayabilirsiniz.

Bağırsak dostu, antioksidan, kanı temizleyici, enerji deposu bir ürün!

Pancar Kvassımızı, lakto fermente yöntemi ile hazırlıyoruz, pastorize etmiyoruz. İçinde yaşayan faydalı bakteriler vardır ve gaz çıkışı devam etmektedir. Bundan dolayı kapağı açtığınıza turşularda hareketlenme görebilirsiniz. İçindeki yaşayan faydalı probiyotikler çalkalanarak geldiği için bu hareketlenmenin olması çok normaldir. Ürünü güvenle tüketebilirsiniz.

Ürünümüzü online olarak almak isterseniz:

Buradan!

Whatsapp üzerinden sipariş vermek isterseniz deburadan! bize ulaşabilirsiniz.

Fermentasyon nedir?

Fermantasyon aslında mayalanma demektir. Bir maddenin bakteriler ve mantarlar aracılığıyla kimyasal olarak çürümesine fermantasyon denir. Peki bu çürümüş gıdalar nasıl sağlıklı olabilir?
Bunun cevabını anlamamız için vücudumuzun işleyişine, özellikle de sindirim sistemimize ve bağırsaklarımıza bakmamız gerekmekte.

Artık kabul ediliyor ki bağışıklık sistemimizin %80′ ini oluşturan bağırsak floramızdır. Parmak izi gibi kişiye özel olan bu florada yaşayan bakteri, mantar ve mayalar 500 ayrı tür civarındadır. Bağırsağımızda 100 trilyon mikrop yaşar, bunlardan yararlı olanlara probiyotikler denir. Zararlı olanlar %10’u geçmez, şayet yararlı probiyotiklerimizi koruyabilirsek tabi. Probiyotikler, ürettikleri enzimler, vitaminler ve antibiyotik maddeler ile bize yardımcı oluyor, ayrıca toksit ve alerjik maddelerin kanımıza geçmesini engelliyor.
Ya yararlı probiyotiklerimizi koruyamazsak,
işte o zaman zararlı %10 çoğalıyor, bağırsağımızda hakimiyet kuruyor ve bağırsak geçirgenliği başlıyor.

Bağırsak vücutta artık 2. beyin olarak kabul ediliyor. Bağırsak floramızı korumak bizim kronik hastalıklardan, otoimmün rahatsızlıklardan korunmamız için hayati önem taşıyor.

Peki bağırsak florası nasıl bozuluyor?

Katkı maddeli sentetik gıdalar, rafine edilmiş gıdalar vücudumuzun tanımadığı ve sindiremediği gıdalardır. Bu sentetik sözde gıdalar probiyotiklerimizi değil, diğer %10’luk zararlı maya mikropları beslerler. Sadece yediğimiz yapay ve sindirilemeyen gıdalar mı peki zarar verir floramıza, hayır. Kullandığımız ilaçlar ve antibiyotikler özellikle yararlı bakterilerin tamamını öldürürken, bu antibiyotiklere bağışıklık kazanmış olan zararlı bakterilerin meydanı boş bulup çoğalmasını sağlar. Hani çoğumuzun başına gelmiştir, antibiyotik kullanımı sonrası oluşan mantar, işte tam da bu sebeptendir. Bu konuyla ilgili yapılmış ve yazılmış pek çok araştırmanın sonucunu benim burada bir kaç cümle ile anlatmam tabii ki mümkün değil.

Fermente gıdalar probiyotiktir. Bağırsağımızdaki probiyotikleri besler, çoğalmalarına katkı sağlar. Fermente gıdalara örnek vermek gerekirse;
Ekşi mayalı ekmek, ev yapımı sirke, ev yapımı yoğurt (probiyotik değil, prebiyotiktir), kefir, kombo çayı, boza, tarhana, ev yapımı sucuk, ev yapımı pastırma, ev yapımı şirden maya ile mayalanmış peynir ve buna benzer pek çok yöresel fermente ürün de bu gruba dahil edilebilir.

Peki sadece probiyotik beslenme ile bağırsak floramızı koruyabilir miyiz?  Tabii ki de hayır.
Faydalı mikropları beslerken zararlıları beslememek bu işin ana formülüdür aslında.

Denge bu şekilde sağlanır.

Geleneksel gıdalarımızın tamamı fermantasyon yöntemine dayanmaktadır.

Meyve Bahçelerinde Kış Bakımı ve Uygulamaları

Screen Shot 2020-01-15 at 13.02.25

Kocaman ve bereketli bir meyve sezonun daha sonuna geldik. Tarımda, çiftlikte işler her zaman varınca hızında devam ediyor. Bir sonraki sezona yine eski tadını özlediğiniz meyve ve sebzelerimizi sunabilmek için şimdiden arı gibi çalışmaya devam ediyoruz. Bu yıl üretim sezonumuz Aralık ayında bitti. Ama sonra eh artık önümüz kış ayaklarımızı uzatıp yatalım diye düşünüyorsak maalesef bu tarımda mümkün değil. Sağlıklı ve leziz meyveler alabilmek için asıl şimdi kış ayında yapılacak bakım işlerimize başladık.

Velinimetimiz, göz bebeklerimiz ve hatta çocuğumuz gibi büyütüp, koruyup kolladığımız meyve ağaçlarımızı kışın ağır etkisinden korumak için iyi tarım uygulamaları esaslarına göre ilaçlamalıyız. Çünkü kısa girerken ağaçlara zarar veren bütün zararlıları ağaçlarda kuluçkaya yatarlar. Kış yağmurları rüzgar ve soğuğun etkisiyle bakteriler, mikroplar çoğalır ve hastalık için tehlike oluşur. Bu nedenle önce bordo bulamacı, (göz taşı artı kireç) ile bütün ağaçlar yıkanır. Sonra gülleci bulamacı (kükürt + kireç) atarak önlem alırız.
Ağaçların üretim sonrası yorgunluğunu gidermek ve gelecek sezona daha dirençli girmeleri için gerekli vitamin mineral ve elementler içeren ama asla sentetik olmayan (kompost, yanmış keçi, koyun gübresi vs) doğal gübreler atıyoruz.
Kışın gelmesiyle yağmurlarda başlayınca bodur ve yarı bodur meyve ağaçlarımız için taban suyu çok tehlikelidir. Bu nedenle taban sularının oluşmaması için drenaj kanalları açıyoruz ve yağmur tahliyesini sağlıyoruz.
Şubat ve Mart ayında özellikle sarı kivilerimizde canlanan, kabaran gözlerin dondan zarar görmemesi için yağmurlama yapan sulama sistemi springler gözden geçirilerek faal durumda olmasını sağlıyoruz ki olası bir don söz konusu olursa bu spring sistemlerini çalıştırarak, dondan meyve olacak gözleri koruyoruz.
Diğer bir iş ise yaz boyunca devamlı çalışan zirai aletlerin gelecek sezona hazırlanması için bakımlarını yaparak geçiyor.
Bizim gibi kapama meyve bahçesi ile üretim yapan bahçelerde, ziyarete geldiğinizde çoğunlukla ilginizi çeken sorduğunuz tel-direk sistemimiz: meyve ağaçlarımızı ayakta durmasını sağlayan bu sistemimizi 200 dönümde üretim yaptığımız tüm alanı gözden geçirip, gevşeyen telleri sıkıştırıyoruz ki kış koşullarında, çetin havalarda her hangi bir yıkım olmasın ve meyve ağaçlarımızı koruyabilelim diye.
Kıştan meyve ağaçlarınızı korumak için siz ne tür önlemler alıyorsunuz?

Hikayesi Girişim Röportajımız

Hikayesi Girişim, Misbahçem’i nasıl ve neden kurduğumuzu sordu. Biz de yanıtladık. Keyifli okumalar dileriz 🙂

Işıl Artvinli

isil-artvinli

1984 Ankara doğumluyum. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Peyzaj Mimarlığı mezunuyum ancak hiç bu alanda çalışmadım. Hayallerimi süsleyen moda endüstrisinin mutfağını öğrenmek üzere, Milano İED’de Moda İletişimi ve Pazarlama Master’ı yaptım. Aynı zamanda tasarım, yenilikçi akımlar ve illüstrasyon her zaman hayatımın bir parçası oldu ve kariyerimi bu öğeler üzerine harmanlamak üzere yola çıktım.
Milano’dan döndükten sonra bir çok tekstil ve “fast fashion” dediğimiz hızlı moda markalarında Marka İletişimi & Pazarlama Profesyoneli olarak çalıştım. Aynı zamanda freelance illüstratör olarak bir çok markaya ve kişisel tasarımlara çizim yapmaya devam ettim.


Pazarlama alanında çalıştığım bir sürü başarılı ve dolu projenin getirdiği mutluluğun yanı sıra, kendi kendime kaldığımda hep sorguladığım bir şey vardı: “Evet yaratıyorum ama bu yaratıcılık daha “gerçekçi” daha “hayatın içinde” tırnakları hayata geçmiş bir iş olmalı arzusu beni hep içten içe kemiriyordu. Hem pazarlama alanındaki tecrübemi hem de tasarımdaki yaratıcılığımı hepimizin hayatına değen bir şey ile birleştirmenin kararını aldığım anda aslında önümde kocaman bir fırsat olduğunu gördüm. Türkiye’de ve Dünya’da kocaman endüstrilerin hepimizi korkuttuğu, çocukluğumuzda özlediğimiz dalından kopartıp yediğimiz meyve ve sebzeleri, ninelerimizin köylerde yaptığı katkısız, mis gibi ekmeklerin, salçaların, marmelatların kokularını aradığımız bu son yıllarda, babamın da emekliliği sonrası hayali olan, aynı çocukluğunu geçirdiği ve özlediği köy hayatını Cumhuriyet Köy’de 200 dönümlük bir arazide meyve ağaçları arasında geçirmek üzere bir bataklığı dönüştürerek sıfırdan kurduğu ve 2015’te artık beş yılını aşıp verimli yaşlarına gelen bahçemizin hasatlarını “üreticiden doğrudan tüketiciye” ulaştırmak için ve bunu en iyi koşullarda nasıl yaparımın peşine düştüm. Çok iyi ölçüp biçtikten sonra, yatırımcılarımızı da (AcarlarŞirketlerTopluluğu) bu iş modelinin çalışacağına ikna ettikten sonra Misbahçem markasını kurarak http://www.misbahcem.com , sadece sezonunda çıkan meyve ve sebzelerin soğuk havaya konmadan, hiç bir kimyasal olmadan dalından toplandığı gibi taptaze, kokuları burunlarında, her biri; katkısız, ev yapımı olan doğal ürünlerimizi özenle paketleyerek Türkiye’nin her yerine en geç 48 saatte ulaştırmak için yola çıktık.

Amacımız bir kereliğine müşteriye ulaşmak değil, doğal, sürdürülebilinir ve çevreye saygılı, özenli üretimimizi, şeffaf iletişim ile her daim doğal ve organik gıda severlere ulaştırıp samimi bir aile ortamı kurmaktı. Henüz ikinci yaşımızı doldurmadan bunu başarabilmek tüm ekibimizin haklı gururu olup, bizi her gün daha da iyisini yapmak için motive eden yegane şey oldu. Sadece e-ticaret üzerinden değil Mis bahçem Çiftliği insanların ilk önce dijital platformdan tanıştığı sonrasında da İstanbul’a sadece 20 dakikalık bir konumda (Cumhuriyet Köy/Beykoz’da) olduğundan özellikle hafta sonları doğayı özleyenlerin çiftliğimizi ziyaret edip, dalından meyve topladığı, sezonluk sebzeler ve katkısız-ev yapımı doğal ve organik besinlerini alıp, doğada güzel bir gün geçirdikleri bir mekan haline geldi.
Dalından meyve olmadığı zamanlarda ise çiftliğimiz sağlıklı beslenme ve tarım kurslarıyla birlikte yine ziyaretçi almaktadır. Ya da sadece çiftlik havası alıp, hepsi kendi üretimimiz olan ürünlerimizi tatmak ve almak isterseniz mağazamıza her zaman bekleriz.
Bana her zaman isil@misbahcem.com ‘dan ya da 0 216 434 89 18 no’lu telden ulaşabilirsiniz.

Çiftlikten Evinize Catering

Screen shot 2017-01-30 at 4.01.56 PM.png

Merhabalar,

Temmuz 2015’de online satış websitesimizi tüm Türkiye’ye temiz gıda ulaştırmak, yerel üretici olan bizden, temiz ve sağlıklı beslenmek isteyen herkese ulaşma hayaliyle kurulduk. Şükürler olsun ki bugün, dünden daha güçlü ve daha da güçlenerek yolumuza devam ediyoruz.

Bugün yepyeni, en yeni projemiz olan “Çiftlikten Evize Catering” hizmetimizi de size sunmak isteriz. Amaç; yine bahçemizde yetişen, bahçemizde yetişmese bile katkısız ve ev yapımı, organik ürünlerle sizlere sunacağımız catering hizmetlerimiz ile özel günlerinizde size özel tasarımlar sunmak.

7c7934078bb2aa270f10deb33c992c7f.jpg

Hayatın her alanında doğallığı özümsemiş, her özel gün, her davet, özelleştirip sadece “o gün” anlatmak istediğiniz her şeyi tüm duyulara hitap ederek çiftlikten evinize, özel tasarımlar ile sunmak için eşsiz lezzetler sunmak için mutfağımızı açtık.


Akılda kalan kokular, damakta kalan lezzetler, gözlere ziyafet çeken tasarımlar ile her dokuşunu özenle işleyen bir hizmeti size sunmak için yola çıktık. 

Screen shot 2017-01-30 at 4.02.52 PM.png
Doğum günü, parti, kokteyl, festival, yıl dönümü, ya da öylesine bir gün için… Tanışalım, ne istediğinizi hemen anlayalım ve de sadece size özel tasarlanan menüleri özenle sunalım.

Misbahçem’de sabit menüler ve fiyatlar bulunmamakta. Tüm menü ve tadlarımızı mevsime ve ihtiyaçlarınıza göre düşünülüp, size özel olarak sunmaktayız.

Bize iletisim@misbahcem.com ve 02164348918 no’lu telden her zaman ulaşabilir ve sorularınızı sorabilirsiniz.

Sevgiler 🙂

Sulu, taptaze Misbahçem Armutları :)

armut.jpg

Haftanın en yeni meyve hasatı “Armut”. Santa Maria Armut!

Misbahçem’de her hafta bir kutlama var:) Doğanın bize her hafta sunduğu yeni ürünlerimizi şükran ile karşılıyor ve bir yıllık emeğimizi sizlerle paylaşmak ise bizim işimizin en heyecanlı kısmı haline geldi!

Biliyorsunuz, Misbahçem meyvelerini “iyi tarım uygulamaları” nı benimseyerek yetiştiriyor. Nedir bu iyi tarım derseniz? Buradan okuyup, detaylı bilgi edinebilirsiniz. Yani özetle biz meyvelerimizi tornadan çıkmış gibi kalıp şeklinde üretmeye çalışmıyoruz, özellikle armut çok fazla kara leke tutan bir ürün olduğu için fazlasıyla ilaca maruz kalan bir ürün olduğundan dolayı mutlaka sertifikasını ve üretim şartlarını bildiğiniz yerlerden almanızı tavsiye ederiz.

Armutlar süper tatlarının yanı sıra, aynı zamanda çok iyi bir lif kaynağıdır. Vitamin C ve potasyum içermektedir. Bu önemli besinler sağlıklı bir kalp, bağışıklık sistemi, sindirim sistemi için hayati önem taşımaktadır.  Bir çok doktor bebekler için ilk meyve olarak armutu önermektedir.

Bir armutun kabuğunu soymadan önce iki kere düşünün çünkü armutun kabuğunda birçok meyveye göre 3-4 kat daha fazla antioksidan bulunmakta. İltihap ve kanser ile savaşmakta birebir olan “armut” u sıcak yaz günlerinde serin smoothie’ler yapıp veya Misbahçem’in ilaç kalıntısı olmadan güvenle tüketebileceğiniz elmalarıyla leziz püreler yapıp bebek ve çocuklarınıza sağlıkla yedirebilirsiniz 🙂

 

pear1.jpg

Misbahçem’den merhaba!

İlk yazımızda Misbahçem’den biraz bilgi vermek istedik. Biz kimiz? Neden bir çiftlik kurduk? Neden doğal ürünler üretiyoruz? Hepsi aşağıda 🙂 Misbahçem’in dünyasına hoş geldiniz! 🙂 HİKAYEMİZ “Ben olağanüstü bir doğada dünyaya geldim ve çocukluğumda köyde geçti. Yeşilin her tonunu görebileceğimiz orman ve meyve ağaçlarını, cennet bahçesini andıran her renk çiçeklerle bezenmiş tarlalar, cıvıl cıvıl öten kuşlar, doğanın müthiş armonisi içinde büyüdüm. Screen shot 2015-07-29 at 6.43.17 PM Bu güzelliklerin içinde yaşamak bana doğa, ağaç ve meyve sevgisi aşıladı. Screen shot 2015-07-29 at 6.43.06 PMBabam memurdu ama köydeki yaşamımızda fırsat buldukça meyve ağaçlarını diker onlara bakardı. Çocukluğumdan hatırladığım en güzel anılardan biri de her zaman çeşit çeşit meyvelerimizin oluşuydu. Emekli olduktan ufak bir arazim oldu. İçimdeki meyve sevgisini, çağımızdaki modern kapama meyve bahçesi yaparak uygulamaya geçirdim ve ufak da olsa hayalime bir adım attım. Bu uygulama, bu sektördeki yeni gelişmeleri öğrenmeme vesile oldu. Bu alanda isim yapmış bahçeleri ziyaret ederek, tarım fuarlarına katılarak sektör hakkında epey bilgi edindim. İstanbul’un hemen kenarında benim hayallerimi gerçekleştirmek için müthiş bir arazi ve imkan buldum. Arazi bataklıktı. Taban suyu riski, drenaj problemi aslında altından kalkılması büyük problemler olsa da hayallerimdeki meyve bahçesini kurmanın yanında ufak bir sorun olarak göründü gözüme. Toprak analizleri, su analizleri, meteorolojik verilerin incelenmesi sonucunda meyve bahçesi kurulabileceği kanaitine vardım. Proje onaylandı ve işe başladık. 2010 yılından bu yana 5 sene içinde bu haline getirdik meyve bahçemizi. Başlarken benim için deli diyenler, hayal gördüğümü ve burada hiç bir şey olamayacağını söyleyenler oldu. Ama olsun, en azından buradaki köyde yaşayan arkadaşlarımızın ufkunu açabildiysek, istihdam sağlayabildiysek bize bu da yeter. Artık bahçe çok büyüdü, azami verim dönemine girdi. Bu bahçedeki başta elma, kiraz, kivi olmak üzere 20 çeşit meyve ve 30 bin meyve ağacı ile İstanbul’a bu kadar yakın ama içine girdiğinizde kendinizi İstanbul dışında hissedip, şehrin kaosundan uzaklaşabileceğiniz bahçemizi tüm Türkiye’nin hizmetine sunuyoruz.Screen shot 2015-07-29 at 6.43.00 PM Üretmek işin tabiki en önemli kısmı ancak ondan daha önemlisi bu ürünleri aracı olmadan, soğuk hava depolarına girmeden, günlerce raflarda bekletilmeden tüketici ile doğrudan buluşması. Bu konuda da tarımda son yıllarda öne çıkan “Aile Tarım’ına” biz de dahil olmuş olduk. Ailecek bahçelerimizde; üretim, paketleme, tedarik ve pazarlama yapıp üyelerimize dalından koparttıkları tazelikte ürünleri yemenin hakkını vermek için bahçemizi hizmetinize sunuyoruz. Ve her zaman, dalından meyve toplamaya bekliyoruz!